40,2601$% 0.13
46,7458€% 0.13
53,9601£% 0.23
4.316,24%0,46
3.337,10%0,40
10.198,76%-0,26
Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Murat Gökhan Dalyan kendi Sosyal paylaşım hesabından yaptığı açıklamada Adıyaman’da 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen yerinde dönüşüm sürecine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Profesör Doktor Murat Gökhan Dalyan sosyal paylaşımında “depremzedelerin kamu kaynakları üzerinden ikinci kez mağdur edildiğine dair ciddi iddialar kamuoyunda giderek daha fazla dile getirilmeye başlandı. Sürecin uygulama aşamasında ortaya çıktığı belirtilen bazı yöntemler, hem inşaatların gecikmesine hem de hak sahiplerinin barınma sorunlarının uzamasına yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor. ve Depremzedeler ve süreci takip eden hukukçular, hibe ve kredilerin kullanımı, vekâlet uygulamaları, faturalandırma ve hukuki denetim mekanizmaları konusunda ciddi bir şeffaflık ve denetim boşluğu bulunduğunu ifade ediyor.
Süreç Nasıl İşliyor?
Uygulamada devlet tarafından sağlanan hibe ve kredilerin, maliklerin talebi doğrultusunda maliklerden birinin özel hesabına yatırıldığı; devamında ise bazı müteahhitlerin:
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işlemleri
Belediye süreçleri
Proje ve ruhsat onayları
Gibi gerekçelerle maliklerden geniş kapsamlı vekâletler aldığı belirtiliyor.
Profesör Doktor Murat Gökhan Dalyan “İddialara göre asıl sorun bu aşamadan sonra ortaya çıkıyor. Başlangıçta yalnızca idari işlemler için verilen vekâletlerin, daha sonra banka işlemleri ve para transferleri için kullanıldığı; maliklerin hesaplarına yatan kamu kaynaklarının, maliklerin açık ve özgür iradesi dışında müteahhit veya bağlantılı hesaplara aktarıldığı ileri sürülüyor.
Baskı, Yanıltıcı Beyan ve Faturalandırma İddiaları
Depremzedelerin aktardığına göre, parayı kendi hesaplarında tutmak isteyen maliklere yönelik olarak;
“Devlet memurusunuz, bu paraya dokunamazsınız”,
“Bu parayı tutmanız memuriyetinizi tehlikeye sokar”,
“Vatandaşsanız işlemler için mutlaka fatura kesmeniz gerekir, aksi hâlde adli sorun yaşarsınız”
Şeklinde hukuki dayanağı tartışmalı beyanlarla baskı uygulandığı iddia ediliyor. Bu ifadelerin, maliklerin korkutularak rıza göstermeye yönlendirilmesi amacıyla kullanıldığı öne sürülüyor.
Ayrıca özellikle yüzdelik usulle çalışan müteahhitlere ilişkin olarak, yapılan iş karşılığında örneğin %20 oranında hak ediş öngörülmesine rağmen, bu oranın altında fatura kesildiği, buna karşılık daha yüksek tutarların tahsil edildiği yönünde iddialar da gündeme getiriliyor. Hukukçular, bu durumun doğru olması hâlinde, faturalandırma ile fiilî para akışı arasında uyumsuzluk doğurabileceğine ve bunun denetimi zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
Hibeler Faizde Bekletiliyor mu?
Bir diğer dikkat çeken iddia ise hibe ve kredilerin bazı bankalarda faizli hesaplarda bekletildiği, maliklere ise “para henüz yatmadı” denilerek inşaat sürecinin geciktirildiği yönünde. Depremzedeler, bu uygulamanın hem barınma süresini uzattığını hem de kamu kaynaklarının amacına uygun kullanılmadığına dair soru işaretleri doğurduğunu ifade ediyor.
Paranın İzini Zorlaştırdığı İleri Sürülen Yöntemler
Sahadan aktarılan bilgilere göre, paranın takibini güçleştirdiği iddia edilen bazı uygulamalar şöyle sıralanıyor:
Parçalı ve zamana yayılmış transferler: Tek sefer yerine farklı tarihlerde yapılan para aktarımları
Üçüncü kişi hesapları: Yakın akraba, çalışan veya taşeron hesaplarının kullanılması
Şahıs–şirket hesabı ayrımı: Tahsilat ve harcamaların farklı hesaplar üzerinden yürütülmesi
Faturasız veya bedeli piyasa rayicinin üzerinde gösterilen işlemler
Kısa ömürlü veya fiilen varlığı belirsiz taşeron zincirleri
Bu tür uygulamaların, banka hareketleri ile muhasebe kayıtlarının karşılaştırılmasını zorlaştırdığı ifade ediliyor.
Hukuki Boşluk Tartışması
Uzmanlara göre sürecin en kritik noktalarından biri, bu tür iddiaların çoğu zaman ceza hukuku kapsamında değil, ticari uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi. Bu durumda dosyaların ticaret mahkemelerine yönlendirildiği; ceza soruşturması yürütülmediği için caydırıcılığın zayıfladığı belirtiliyor.
Bir hukukçu durumu şu sözlerle özetliyor:
“Ceza soruşturması olsaydı, hapis tehdidi şeffaflığı zorunlu kılardı. Ticari davalarda ise çoğu zaman ortada tahsil edilebilir bir mal varlığı bile kalmıyor.”
“Bu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorun”
Depremzedeler ve sivil inisiyatifler, yaşananların bireysel ihtilaf olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Yerinde dönüşüm sürecinin kamu kaynaklarıyla yürütüldüğüne dikkat çekilerek;
Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi
Vekâlet sınırlarının açık biçimde belirlenmesi
Faturalandırma ve ödeme süreçlerinin eş zamanlı denetlenmesi
Ceza–ticaret ayrımındaki hukuki boşlukların giderilmesi
çağrısında bulunuluyor.
Not: İşini dürüst, şeffaf ve hakkaniyetle yapan müteahhitler özellikle tenzih edilmektedir. Dile getirilen hususlar, sahada karşılaşıldığı ifade edilen uygulamalara ilişkin iddialar ve değerlendirmeler çerçevesinde kamuoyunu bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Depremzedelerin ortak çağrısı ise şu sözlerle özetleniyor:
“Bir kez yıkıldık, ikinci kez hukuksuzlukla yıkılmak istemiyoruz.”
Türk Sağlık-Sen Başkanı Karakuş” Asm’ye Gelmeyen Vatandaşlara Yapılan Ücret Kesintisi Derhal Sona Ermelidir
1
Bakan Yardımcısı Ömer Bulut, Vali Osman Varol ile bir araya geldi
2977 kez okundu
2
KONTEYNER KENT SAKİNLERİNDEN TAHLİYE KARARINA TEPKİ: ‘SESİMİZİ DUYAN YOK MU?’
2065 kez okundu
3
MHP Adıyaman heyeti Ankara’da: Devlet Bahçeli ve bakanlık düzeyinde temaslar
1764 kez okundu
4
Alsan’dan emekli ve memur maaşı eleştirisi: ‘Maaşlar sadaka değil, kazanılmış haktır’
1410 kez okundu
5
Adıyaman Onkoloji Tanı ve Tedavi Merkezi vatandaşa umut oldu
1351 kez okundu